Ana içeriğe devam edin.

MT-TOPLULUK

Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Başta Türkiye olmak üzere her yerde kendini geliştirme odaklı projeler geliştirmeyi ve içerik üretmeyi hedefleyen bir projeyiz. Burada herkes bir şeyler yapmak zorunda. Evet sen yardım alıyorsan yardım etmeyi de öğrenmen gerek.Mühendislik,tasarım,ücretsiz eğitimler gibi bir çok şey seni bekliyor.

(Sadece ziyaretçiler tarafından görüntülenir.)

Hoş Geldin, !

Kayıt işleminiz başarıyla tamamlandı. Sitemizde üyelikler e-posta onaylı olduğu için hesabınızı onaylamanız gerekiyor. Kayıt olduğunuz e-posta adresinin gelen ya da istenmeyen (spam) kutusunu kontrol ederek hesabınızı onaylayabilirsiniz. e-Posta gelmediyse veya farklı bir sorun yaşıyorsanız bizimle İletişim sayfasından irtibat kurabilirsiniz.

(Sadece hesabı aktif edilmemiş kullanıcılar tarafından görüntülenir.)

NANOMALZEMELER VE TEHLİKELERİ

Konu

#1
1. Nanomalzeme Nedir?
Bilim adamları nanomalzemeler için henüz tam bir tanımda fikir birliğine varmış değillerdir fakat
kısmen nanometrelerle ölçülen küçük boyutlarıyla bunları karakterize etmişlerdir. Bir nanometre
milimetrenin milyonda biridir ve insan saç telinden yaklaşık olarak 100,000 kat daha küçüktür.
Nano-boyutlu partiküller doğada karbon veya gümüş gibi çeşitli minerallerden meydana gelebilir
fakat nanomalzeme olarak tanımlamak için bunların en azından tek boyutunun 100 nanometreden
küçük olması gerekir. Nano düzeydeki çoğu materyal insan gözüyle klasik mikroskopları kullanarak
görebilmek için bile oldukça küçüktür.
Bu skalada tasarımlanmış materyaller sıklıkla tasarımlanmış nanomalzemeler (engineered
nanomaterials (ENMs)) olarak adlandırılırlar ve benzersiz manyetik, elektriksel, optik vb. özelliklere
sahiptirler. Ortaya çıkan bu özellikler elektronik, ilaç ve diğer alanları önemli ölçüde etkileyebilecek
potansiyele sahiptirler.
Örnek olarak:
-Nanoteknoloji, kanser hücreleri gibi vücuttaki spesifik organ veya hücreleri hedef alarak tedavinin
etkisini arttıran ilaçların tasarlanmasında kullanılabilir.
-Nanomalzemeler, çimento kaplama ve diğer materyallere eklenerek, bunların daha hafif ve daha
güçlü olmasını sağlarlar.
Boyutları nanomalzemelerin elektronik alanda oldukça kullanışlı olmasını sağlar ve aynı zamanda
çevresel ıslahta veya yapıştırıcıları temizleme ve toksinleri nötralize etmede kullanılırlar.
Bununla beraber tasarımlanmış nanomalzemeler her bakımdan büyük avantaj sağlarlarken bunların
insan sağlığı ve çevre ile ilgili potansiyel etkileri hakkında çok az bilgi mevcuttur. Örnek olarak gümüş
gibi iyi bilinen materyaller bile nano boyuta indirgendiğinde tehlike doğururlar. Nano-boyutlu partiküller
solunum, sindirim ve deri yoluyla vücuda girebilirler. Araştırmalar bazı nanomalzemelere maruziyetin
akciğerlerde inflamasyon ve fibrosise veya deride inflamasyona neden olabileceğini ortaya çıkarmıştır.
Bununla beraber uzun-dönem tekrarlı maruziyetin sonuçları için yeterli bilgi bulunmamaktadır.
Nanomalzemelerin bu tür etkilerini doğru bir şekilde anlayabilmek için daha fazla araştırma gerekmektedir.

2. Nanomalzemelerin Toksik Özelliklerinin Günümüzdeki Algısı
Bilim adamları farklı türlerde tasarımlanmış nanomalzemelere maruziyetin doğurduğu etkileri halen
tam olarak tespit edebilmiş değildir. Bilgi boşluğu, maruziyet rotaları, nanomalzemelerin vücuda
alınma yolu ve bunların vücudun biyolojik sistemleriyle etkileştikleri yollar gibi sağlık risklerini tahmin
etmek için bilinmesi gereken kilit konularda meydana gelmektedir. Çalışmalar bu alandaki boşlukları
doldurmaya yardımcı olabilecek nitelikte olmasına rağmen, kapsamlı tehlike verisi mevcut olan veya
yakın gelecekte elde edilebilecek olan nanomalzeme çeşidi oldukça azdır. Benzer kimyasal yapıya
sahip farklı nanoformlar farklı toksikolojik özellikler gösterirler. Bu nedenle nanomalzemelerin
tehlikelerini değerlendirebilmek için geleneksel toksisite testlerinden farklı olarak yeni yaklaşımlara
ihtiyaç olacaktır.
Siliko yaklaşımlarda in vitro metotlar, tehlike bilgisine ulaşmak için kullanılabilecek alternatif
kaynaklardır. Günümüzde in vitro çalışmalardan elde edilen bulguların insanlar üzerinde meydana
gelebilecek potansiyel etkilerle nasıl ilişkilendirilebileceği tam olarak açıklığa kavuşmamıştır.
Genellikle bu çalışmalarda kullanılan dozlar, işyeri maruziyetlerinde gözlemlenenden oldukça farklıdır.
Aynı zamanda in vitro test, nanomalzemenin vücuda giriş noktasından itibaren hedef bölgeye
yolculuğu sırasında uğradığı değişikliklere de cevap vermeyebilir. Bundan dolayı in vitro verilerinden
genel sonuçlar çıkarmak zordur. Toksikolojik davranışları belirleyebilmek için kullanılan bilgisayar
3
modellerinde yararlanılan yapı aktivite ilişkilerinin, nanomalzemeler için uygulanabilir olup olmadığı
da açık değildir. Bu alanda daha çok çalışma yapılmasına ihtiyaç vardır.

2.1.Nanomalzemelere Maruziyet Yolları
2.1.1. Solunum Yolu
Solunan tasarımlanmış nanomalzemeler için, etkilenen hedef bölge genellikle akciğerlerdir.
Nanomalzemelerin inflamatuar tepkilere neden olduğu kanıtlanmıştır. Bununla beraber tepkilerin
ciddiyetini belirleyen faktörler tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Aynı zamanda tekrarlanan
maruziyetlerde bir çok vaka için uzun dönem sağlık sonuçları bilinmemektedir. Ortam hava kirliliğine
bağlı sağlık etkilerini inceleyen epidemiyolojik çalışmalar, akciğerlerdeki etkilere ek olarak, yüksek
oranda nanopartikül içeren hava soluyan insanların kardiyovasküler sistem hastalıklarına yakalanma
olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Bununla beraber bu bulguların iş ortamında
nanomalzemelere maruz kalan işçilerle ilişkisi tam olarak ortaya konmamıştır.
2.1.2. Dermal Yol
Solunumun yanında işyeri maruziyetinin bir sonucu olarak nanomalzemelerin deri ve sindirim kanalı
ile ilişkisi de söz konusudur. Kozmetik ürünlerde kullanılan nanomalzemeler dışında, cildi etkileyen
nanomalzemeler hakkındaki araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Cilde temas sonrası oluşan etkilerin temas
bölgesinde olması beklenir. Nanomalzemeler için cilt absorpsiyon potansiyeli hakkında yapılan
araştırma, gerçekleşecek herhangi bir cilt emiliminin çok düşük miktarlarda olacağını ortaya
koymuştur.

2.1.3. Enjeksiyon
Sindirim kanalına giren nanomalzemelerin akibeti ile ilgili genel sonuçlar ortaya koyabilecek herhangi
bir bilgi yoktur.
2.2.Nanomalzemelerin Karakterizasyonu
Nanomalzemelerle çalışmadan önce bunların kimyasal bileşimini ve fiziksel karakteristiklerini
anlamak önemlidir çünkü bu bilgiler risk değerlendirmesi için anahtar unsurlardır. Kullanılan
nanomalzemelerin fiziksel ve kimyasal karakteristikleri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olunursa, bu
nanomalzemelerin diğer nanomalzemelere ne kadar benzediğini veya ne kadar farklı olduğunu
belirlemek mümkün olacaktır.
Nanomalzemelerin tehlikeleri değerlendirilirken, benzer materyallerle ilgili bilgilere gönderme
yapılabilir. Nanomalzemelerin biyolojik/toksikolojik verileri hakkındaki tüm karşılaştırmalar, benzerlik
ve farklılıklarını sergileyecek şekilde her iki materyalin detaylı fiziksel karakterizasyonu ile
desteklenmelidir. Fiziksel karakteristiklerin yeterli değerlendirmesinin yapılmadığı durumlarda benzer
kimyasal yapıya sahip nanopartiküller hakkında genel sonuçlar öne sürülür fakat aslında farklı
boyutlar, şekiller, kristal yapı, yüzey şekli ve yüzey reaktivite karakteristikleri yanıltıcı olabilir. Genel
olarak bu yaklaşımın uygun olduğunu doğrulayabilecek sağlam veriler olmadıkça risk
değerlendirmesinde “benzer” nanomalzemeler için geçerli tehlike bilgilerine itimat etmek tavsiye
edilmez.
Tasarımlanmış nanomalzemelerin karakterizasyon bilgilerini içeren malzeme güvenlik bilgi formu,
üreticilerden veya tedarikçilerden elde edilebilir olmalıdır. Bu bilgiler mevcut değilse üretici veya
tedarikçiden bu bilgilerin sağlanması talep edilmelidir.
2.2.1 Toksisitenin Fizikokimyasal Etkenleri
Bahsedilecek olan fiziksel ve kimyasal özellikler tasarımlanmış nanomalzemelerin tehlike potansiyelini
belirlemek için önemli parametrelerdir. Bu liste çok kapsamlı olmamakla birlikte, gelecekte yapılacak
araştırmaların diğer önemli fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlemede yardımcı olacağı
düşünülmektedir.
2.2.1.1. Boyut
Spesifik partikül boyutlarıyla alakalı olarak tehlike özelliklerinde meydana gelen herhangi bir
değişikliğe dair bir kanıt yoktur. Bununla birlikte 20-30 nm altında boyutlara sahip partiküllerin
termodinamik olarak kararlı oldukları ve benzer kimyasal bileşime sahip daha büyük partiküllerle
karşılaştırıldığında kristal yapıda çarpıcı değişiklikler meydana geldiği bildirilmiştir. Bu değişiklikler çok
küçük partiküllerin çevreleri ve biyolojik ortamları ile etkileşme yolunu etkileyecektir. Sonuç olarak
daha büyük boyutlu partiküller için gözlemlenen bilgilere dayalı olarak nanopartiküllerin toksikolojik
davranışlarını tahmin etmek oldukça zordur.
Nanomalzemelerin spesifik etkilerinin çoğu 1-100 nm boyut aralığında bulunan partiküllerde
meydana geldiği için Avrupa Komisyonu tanımlamasında 100 nm’lik boyut kesintisi kullanılmıştır. Bu,
diğer yerlerde kullanılan tanımlamalarla da uyumluluk sağlar. Bunun 100 nm altında herhangi bir
boyutu olmayan partiküllerin tehlike taşımadığı ve en azından bir boyutu 100 nm altında olan
partikülün çok tehlikeli olduğu anlamına geldiği varsayılmamalıdır. Diğer maddelerin tehlike
potansiyellerinde geniş çeşitlilik olduğu gibi, nano boyutlu partiküllerin tehlike potansiyellerinde de
geniş çeşitlilik olacaktır.
2.2.1.2. Topak/Topaklaşma Hali
Nanomalzemeler serbest kaldığında, neredeyse tüm durumlarda topaklar oluşturacaklardır. Böylece
pratikte daha büyük partiküllerin yanında öncelikli olarak nano-boyutlu partiküllere maruziyet söz
konusudur. Topak/topaklaşma boyutu materyalin işyeri havasında kalma süresini etkileyecektir ve
belki de nanomalzeme soluma potansiyelini azaltacaktır. Nanomalzemelerin topaklaşma davranışı dış
çevreden (çalışma odası havası, dispersiyon ortamı vb.) oldukça etkilenir. Bundan dolayı risk
değerlendirmesi yürütülen çevredeki topaklaşma davranışını anlamak faydalıdır.
2.2.1.3. Topaklar
Nanopartikül topakları dış ortam değişiklikleri sonucunda stabil kalmayabilir. Örneğin işyeri
havasından solunan havaya geçiş sonucu topak hali değişebilir. Bundan dolayı nanomalzemenin işyeri
havasında nispeten büyük topaklar içinde bulunabilmesine rağmen, solunum yolunda daha küçük
öncül partiküllere ayrılarak akciğere nüfuz etme potansiyeli vardır. Bu sebeple topak halinde olması
nanomalzemenin solunma potansiyelini azaltmasına rağmen, özellikle işyeri havasında topak halinde
bulunan nanomalzemelerin solunduğunda da bu formda kalacağı varsayılmamalıdır. Önlem olarak
nanomalzemenin solunduğunda akciğerlere nüfuz edebilme potansiyeli olduğu göz önünde
bulundurulmalıdır.
2.2.1.4. Yüzey Alanı
Tanecikli materyallerin hepsi olmamakla birlikte çoğu partikül yüzeyinde meydana gelen olaylar
sonucu açığa çıkar. Partikülün boyutu azaldıkça, “yüzey alanı/kütle” oranı yükselir. Böylelikle partikül
yüzeyindeki etkileşimlerden kaynaklanan tüm etkiler daha büyük partiküllerle karşılaştırıldığında
nanomalzemeler için daha fazladır. Bu, nano-boyutlu partiküllerin, dozlar kütle bazında
karşılaştırıldığında benzer kimyasal bileşime sahip daha büyük partiküllerden daha güçlü
görünmelerinin nedenlerinden biridir. Dozlar toplam yüzey alanı bazında karşılaştırıldığında,
toksikoloik etkide belli bir farklılık sıklıkla görülmez. Bu nedenle bilim çevreleri nanomalzemeler için
yapılan toksikoloji çalışmalarında maruziyetler ve dozajlar için kütleden ziyade yüzey alanının
kullanılmasını önermişlerdir.
Maruziyetleri ve dozları ifade etmek için yüzey alanının kullanıldığı durumlar azdır. Günümüzde
mevcut tehlike verilerinin büyük çoğunluğu dozu açıklamada kütlenin kullanıldığı çalışmalardan elde
edilmiştir. Bu durumda, daha büyük partiküller için kütle olarak ifade edilmiş doz-tepki ilişkisi,
nanomalzemeler için olan doz tepki ilişkisinde kimyasal bileşim aynı olsa bile eksik tahmine yol açar.
Bu nedenle doz-tepki ilişkisinde daha büyük partiküller için etki –olmayan seviyelerde,
ekstrapolasyonun doğru olduğunu gösteren bilimsel bir kanıt olmadığı sürece, nanomalzemeler için
ekstrapolasyon yapmak uygun değildir.
6
2.2.1.5. Şekil
Nanomalzemelerin şekillerinin toksisitelerini etkilediği kanıtlanmıştır. Bu etki, yüksek en/boy oranlı
nanomalzemeler için (high aspect ratio nanomaterials (HARN)) tam olarak gösterilmiştir. Yüksek
en/boy oranı partikülün üç boyutundan bir veya ikisinin diğer boyutundan (boyutlarından) çok daha
küçük olması anlamına gelir. Lifler yüksek en/boy oranlı materyallere verilebilecek klasik
örneklerdendir. Dünya sağlık örgütü, (WHO), solunabilir lifleri, uzunluğu 5µm’den daha büyük
genişliği 3 µm’den daha küçük ve en/boy oranı 3:1’ den büyük nesneler olarak tanımlamıştır. Bu
boyutların tümünün nanoskalada yer aldığı, 3:1’ den büyük en/boy oranına sahip nesneler HARN
olarak nitelendirilirler. Mikro levha gibi yalnızca tek bir boyutu nano-boyut aralığında bulunan yapılar
da HARN olarak nitelendirilirler.
Karbon Nanotüpler (CNTs)
HARNs’ların aşağıdaki özelliklere sahip olduğu kanıtlanmıştır.
-3 µm’den incedirler,
-10-20 µm’den uzundurlar,
-biyodayanımlıdırlar,
-daha kısa liflere dönüşemezler (kırılarak vaya çözünerek)
Göğüs boşluğunda uzun zaman boyunca tutulabilirler.
Göğüs boşluğunda tutulan uzun lifler akciğer kanseri gibi hastalıklara öncülük eden kalıcı
inflamasyona neden olabilirler. HSE’nin tavsiyesi bu karakteristiklere sahip nanomalzemeleri soluma
potansiyeli olan işçilerin bulunduğu ortamlar için önlemsel risk yönetimi yaklaşımını tavsiye
etmişlerdir.
Kullanılan nanomalzemelerin tehlike özellikleri hakkında yeterli bilgiye sahip olunmadığı
durumlarda, maruziyeti önleyen kontrol tedbirleri alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan karakteristiklere sahip HARN’ ların ciddi olumsuz etkilere neden olma
potansiyeline sahip olduğu her geçen gün yeni verilerle desteklenmektedir. Karbon nanotüpler
(CNTs), HARN’ ların farklı bir türüne ait gruplardır. Bazı CNT’ler uzun, düz liflerden oluşurlar ve aksine
bir kanıt olmadıkça, bu tip CNT’lerin yukarıda açıklanan özelliklere sahip olduğu varsayılır.
CNT’lerin diğer tipleri daha karmaşık yapıya sahiptirler ve düşük yoğunluklu yumuşak nanotüp
topakları olarak tarif edilebilirler. Bu tip CNT’lerin, göğüs boşluğu için herhangi bir tehlike arzettiğine
dair bir kanıt bulunmamıştır. Bununla beraber yine de akciğerlerde iltihaplanmaya sebep olma
potansiyeli taşırlar. Karmaşık yapılı CNT’lere tekrarlı maruziyet sonucu oluşan uzun dönem sağlık
sonuçları hakkında şuan için kesin ifadeler kullanmak mümkün değildir.
Durum, levha-benzeri partiküller gibi, HARN olarak nitelendirilebilecek diğer yapılar için de benzerdir.
Aerodinamik davranışları derin akciğere nüfuz etmelerine sebebiyet verebilir. Levha-benzeri
partiküllerden akciğerlerin kolaylıkla nasıl temizlenebileceğine dair bir bilgi yoktur fakat şekil ve
boyutlarının etkili tasfiyelerini önlemelerinin mümkün olduğu bilinmektedir. Bu durumda derin
akciğerlerde iltihabi reaksiyonlar meydana gelebilir. Levha-benzeri partiküllere maruziyetin uzun
dönem sağlık etkileri bilinmemektedir. Bu tip partiküllerin neden olduğu tehlike seviyesinin
anlaşılabilmesi için daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç vardır.
HARN olmayan nanomalzemelerin şekillerinin toksikolojik özelliklerini nasıl etkileyebileceğini
gösteren herhangi bir bilgi yoktur, fakat partikül şekilleri üzerinde yapılan gözlemlerden elde edilen
bilgiler, non-HARN nanomalzemeler için bu parametrenin önemiyle ilgili gelecekte yapılacak bilimsel
araştırmalar için faydalı olacaktır.
2.2.1.6. Yüzey Yükü
Partikülün yüzey yükü, iyonların ve kirleticilerin emilimini, partiküllerin biyomoleküllerle etkileşimini,
hücre içine alınımını ve partiküle maruziyet sonrası hücrelerin reaksiyon yolunu etkileyebilir.
Partikülün zeta potansiyeli yüzey yükünün bir ölçüsüdür (zeta potansiyeli tanecikler arasındaki itme
veya çekme değeri ölçümüdür). Son zamanlardaki araştırmalar çabuk alevlenebilir olarak bilinen belli
metal ve metal oksit nanoparçacıklarının yüksek pozitif zeta potansiyele sahip olduğunu ortaya
koymuştur. Bu durum, bu parametrenin, belirli toksikolojik etkiler için kullanılabilecek bir
öngördürücü olduğunu akla getirmektedir. Zeta potansiyeli ve toksikolojik etkiler arasındaki ilişkiyi
tam olarak anlayabilmek için daha fazla araştırma gereklidir fakat bu özellik üzerinde bu bilgiyi
gözlemlemek gelecekteki risk değerlendirmeleri için yararlı olacaktır.
2.2.1.7. Yüzey Kimyası/Yüzey Modifikasyonu
Bu, çözünürlük dengesinin elementlerini, katalitik özelliklerini, yüzey yükünü, yüzey absorpsiyonunu
ve çözeltideki moleküllerin desorpsiyonunu içeren genel ve spesifik olmayan bir terimdir. Bu özellikler
atomik veya moleküler bileşimin ve fiziksel yüzey yapısının fonksiyonlarıdırlar. Aynı zamanda kimyasal
saflık, fonksiyonellik ve yüzey kaplama da yüzey kimyasını etkileyebilecek önemli etmenlerdir.
Yüzey modifikasyonu CNTs’nin toksisitesini uygulanan modifikasyona bağlı olarak azaltabilir veya
çoğaltabilir. Bu durum titanyum dioksit (TiO2) için de gözlemlenmiştir. Günümüz bilgileri göz önüne
alındığında, spesifik yüzey modifikasyonunun tehlikeli olup olmadığını tahmin etmek oldukça zordur.
Bununla beraber, fonksiyonalizasyon ve yüzey modifikasyonu, mevcut tehlike bilgisinin materyale
uygun olup olmadığına karar verebilmek için göz önünde bulundurulması gereken önemli konulardır.
2.2.1.8. Kimyasal Bileşim
Bazı elementler kanserojen, mutajen, reprodüktif toksik maddeler-üreme üzerindeki toksik etkili
maddeler-, topluca CMRs (Carcinogenic, mutagenic and reprotoxic) olarak tanımlanmışlardır veya
astıma sebep olma potansiyelleri vardır. Bu tehlikeli özellikleri taşıyan elementlerden birini veya
birkaçını içeren nanopartiküllerin bu tehlikeleri gösterme potansiyeline sahip olduğu varsayılabilir.
Reaktif metallerin varlığının kaynak dumanı gibi kompleks yapılı tanecikli karışımların toksisitesine
neden olduğu düşünülebilir. Bu tür metalleri önemli ölçüde içeren nanomalzemeler (örneğin CNTs
içinde büyük miktarda katalizör kalıntısı olması), daha düşük miktarlarda reaktif metal içeren benzer
materyallere göre sağlık açısından çok daha büyük tehlike oluşturur.

2.2.1.9. Çözünürlük
Bu olumsuz etkilerin bazıları nanomalzemelere maruziyeti takiben materyalin çözünürleştirilmesi
sonucu ortaya çıkar. Nanomalzemenin çözünürlüğünün, aynı maddenin daha büyük partiküllerinden
daha farklı olabileceği bulunmuştur. Örneğin, nano boyutlandırılmış gümüş partikülleri ile daha büyük
gümüş partikülleri karşılaştırıldığında, nanopartiküllerin çözeltide gümüş iyonlarını serbest bırakmaya
çok daha meyilli olduğu görülür. Eğer çözünme reaktif veya sitotoksik (hücrelerin ölümüne neden
olan) bileşiklerin salınımına neden olursa ve bunlar büyük partiküllere oranla nano formdan daha
kolay salınıyorsa, daha büyük partiküller için olan doz-tepki ilişkisi nano formlar için olan doz-tepki
ilişkisinin gerçek değerinin altında kalır.
Reaktif ve sitotoksik bileşiklerin salınmadığı bazı durumlarda, artan çözünme, akciğerler vb.’nin nano
boyutlu partiküllerden temizlendiği oranda hızlanacaktır. Bu daha büyük partiküllerle
karşılaştırıldığında, daha büyük partiküller için görülen etki tipine bağlı olarak, nano formların daha
düşük seviyede tehlike göstermesiyle sonuçlanır.
Nanomalzemelerde bulunan elementlerin iyonik formlarının toksikolojik özellikleri hakkındaki bilgiler,
takip eden maruziyetin vücudun hangi bölgelerini etkileyebileceğini anlayabilmeye yardım etmesi
açısından faydalıdır. Ekstrapolasyonun doğru ve yerinde olduğunu gösteren bilimsel bir kanıt
olmadıkça, büyük partikül boyutlarıyla veya nanomalzemeler için iyonik formlarla yapılan
çalışmalardan gözlemlenen doz tepki bağlantısına ekstrapolasyon yapmak uygun değildir.
2.2.2. Potansiyel İlgili Diğer Özellikler
Fotokatalitik aktiviteye sahip nanomalzemelerin inflamasyona neden olabilecek potansiyellerinin,
partikülün ışığa maruziyeti sonucu daha reaktif hale gelmesi nedeniyle daha büyük olduğu öne
sürülmüştür.
Yüksek oranda asidik veya alkali olan nanomalzemelerin de temas bölgesinde (akciğerler, deri,
sindirim kanalı vb.) yerel irritasyona neden olabilecekleri bildirilmiştir.
2.2.3. Nanomalzemenin Tehlikelerini Değerlendirme
Risk değerlendirmesini yürütmek için kullanılan materyalin tehlike özelliklerini bilmek önemlidir.
Günümüzde çoğu nanomalzeme için sınırlı tehlike verisi mevcuttur, bu yüzden spesifik
nanomalzemelerin toksikolojik davranışlarını kesinlik derecesinde belirlemek zorlu olacaktır. Çoğu
durumda benzer nanomalzemeler için gözlemlenen bilgiler gerekli olacaktır. Bu durumda bu bilgilerin
kullanılan materyale uygun olduğunu kanıtlamak önemlidir.
En çok kullanılan nanomalzemelerin çoğu, “bulk” olarak adlandırılan daha büyük partiküllerle aynı
veya benzer kimyasal bileşime sahiptirler. Bununla beraber, bu tür büyük tanecikli partiküllerin hangi
özelliklerinin nano boyutlu partiküller için de geçerli olduğu netleşmiş değildir. Aynı zamanda, aynı
veya benzer kimyasal bileşime sahip fakat farklı fiziksel karakteristikleri olan nanomalzemelerin
taşıdığı hangi özelliklerin diğer nano boyutlu partiküller için de geçerli sayılabileceği çoğunlukla
bilinemeyen bir konudur. Bu nedenle bir materyalin tehlike özelliklerini belirlemek için diğer bir
materyal hakkındaki bilgileri kullanırken benzerliği kullanmak önemlidir.
9
2.2.3.1. Benzerliği Tespit Etmek
Kullanılan materyal ile tehlike verisi mevcut materyal arasındaki benzerlik ve farklılığı belirlemek için,
her iki materyalin fiziksel ve kimyasal karakteristikleri ile ilgili mümkün olduğunca çok bilgi toplamak
önemlidir. Yani benzerlik ancak mevcut bilgilere dayanılarak değerlendirilebilir. Aşağıda verilen
karakteristikler benzerliği tespit etmede minimum olarak önerilmiştir (diğer karakteristikler fiziksel
karakteristiklerle tehlike arasındaki ilişki tespit edildikçe listeye eklenebilir).
-Kimyasal bileşim ve saflık
-100 nm’den küçük birincil partiküllerin sayı fraksiyonlarının gösterimiyle birincil partikül boyut
dağılımı
- Nanoform kullanımı sırasında mümkün yığın formlarını temsil eden diğer partikül boyut dağılımları
-Yüzey işlevselleştirilmesi
-Şekil
-Yüzey alanı.
Kullandığınız materyalinizin ve diğer materyallerin benzer kimyasal bileşime sahip olsalar bile fiziksel ve
kimyasal karakteristikleri arasındaki fark ne kadar büyükse, iki materyal arasındaki tehlike verisinde
yapılan ekstrapolasyonun belirsizliği de o kadar büyüktür. Bu nedenle kullanılan materyalin fiziksel ve
kimyasal karakteristikleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmak, benzer fiziksel ve kimyasal
karakteristiklere sahip materyaller için gerekli tehlike verisini sağlamak açısından önemlidir. Tehlike
verisi bulunduğu halde test edilen materyallerin karakteristikleri uygun olarak tanımlanamamışsa,
sonuçların materyal için uygulanabilir olduğunu varsaymak doğru olmayacaktır.

Çalışılacak nanomalzemenin fiziksel karakteristikleri (boyut, şekil, kristal yapı, yüzey yapısı, yüzey
reaktivitesi vb.) hakkında yeterli bilgi olmadığı durumlarda, benzer kimyasal bileşime sahip diğer
nanomalzemeleri baz alarak bu yaklaşımın uygun olduğunu doğrulayacak iyi verilere sahip olmadıkça
genel sonuçlara varmak doğru değildir. Nanomalzemelerin toksikolojik etkilerinin tam olarak
açıklanamadığı durumlarda bunların solunma, ağızdan alınma veya absorpsiyonunun tehlikeleri
hakkında güçlü veriler olmadıkça risk yönetiminde önlemsel yaklaşımlar alınmalıdır.
Cevapla

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da
Task